Dumlupınar denizaltısından sağ kurtulanlar anılarını anlatıyor

Dumlupınar denizaltısından sağ kurtulanlar  anılarını anlatıyor

Ah bir ataş ver, cigaramı yakayım

 

Dumlupınar‘dansağ kurtulanlar
o gece“yi anlatıyor…



Bugün faciadan sağ kurtulan
beş kişiden sadece üçü hayatta.






Dumlupınar faciasından mucize eseri kurtulan
iki astsubay Hüseyin İnkaya ve Hüseyin Akıış 
Çanakkale Askeri Hastanesinde tedavi görürken.
 



Astsubay Hüseyin Akış kazadan 50 yıl sonra


Son Şahitler Nasıl Kurtuldu?

Dumlupınar denizaltısının Naboland’la çarpışmasının ardından su üstünde 8 denizci sağ kalmıştı ancak bu sayı kısa bir süre sonra 5’e düştü. 2 gözcü er Hüseyin Akış’ın gözleri önünde Naboland’ın pervanesinde parçalanarak can verdi. Bu şoku atlatamadan arkadaşı Astsubay Şaban Mutlu’nun cesedi akıntıyla kucağına geldi. Bu sırada gemi komutanı Yüzbaşı Sabri Çelebioğlu,Üsteğmen Hasan Yumuk ve Üsteğmen Kemal Ünver de dalgalarla boğuşuyorlardı. Hüseyin İnkaya da büyük bir gayretle balıkçı teknesi zannettiği ışıklara doğru yüzdü; ancak yanılmıştı…



Şehit Astsubay Sait Yıldırım’ın kızı :
Doç.Dr.
Berke İnel şehit babasının hasretiyle
yaptığı sanat eserlerin önünde


Baba Nolur Gitme…

Ogün okula gidecektim. Tam çıkacağım sırada geriye döndüm ve koşa koşa babamın yanına gelip sarıldım. ‘Babacığım nolur gitme. Ben senin gitmeni istemiyorum.’ dedim. Bana döndü ve ‘Gitmem gerek. Bir gün anlayacaksın. Vazife çok kutsaldır ve ben bir askerim gitmem gerek.’ dedi.

Gidiş o gidiş…” 




Gitmem gerek diyen ve şehit olan
Astsubay Kıdemli Çavuş Sait Yıldırım
(Soldan 3.) Silah Arkadaşlarıyla


Dumlupınar’da dağılan mutlu aile tablosu..
Şehit Astsubay Sait Yıldırım’ın
kucağında kızı Berke yanında eşi.


Akıntı sulara dalan ama ulaşmaya başaramayan
Dalgıç Yılmaz Süsen (ortada)
Kurtaran’in güvertesin de



 




Aşağıdan Gelen Son Sesler… 

 Alo aşağıdan alo Dumlu

 Evet Dumlu

 Ben Üsteğmen Suad.

 Evet efendim ben Selami

 Selami nasılsınız, biz geldik, şimdi bana durumu anlat. 

 Efendim dizellerden yara aldık, manevra dairesinde yangın çıktı, bataryayı sıfıra alarak kıç torpido dairesine geçtik, şimdi manevra dairesi su ile dolu.

 Kaç kişisiniz orada?

 22 kişiyiz.

– Diğer dairelerle irtibatınız var mı?

– Yarım saat evvel kıç batarya dairesi ile konuştum, şimdi cevap vermiyorlar.

– Merak etmeyin ‘Kurtaran’ geldi biz buradayız.

 Efendim manometre 267 kadem gösteriyor doğru mu?..

 Selami Kurtaran geldi şimdi kurtarma işine başlanıyor, ben biraz sonra yine gelirim.

 Peki efendim…




“Bütün Gayretler Neticesiz Kaldı

Radyo ve gazeteler vasıtasıyla facia haberleri kısa zamanda tüm yurtta duyuldu. Milli Savunma Bakanlığı’nın yayınladığı 7. ve son tebliğ ise tüm ümitleri tüketti: “Çanakkale‘de Nara önünde batan Dumlupınar denizaltı gemisinde kalmış olan personelin kurtarılmasından tamamen ümit kesilmiştir.”




90 metre derinlikte yatan Dumlupınar’ı
kurtarmanın zorluğunu gösteren tasviri çizim.



81 evladıyla birlikte Dumlupınar’da şehit olan
Komodor Kurmay Albay Hakkı Burak

İnatla Akan Sular Kazandı!

Kazadan yaklaşık on saat sonra olay yerine gelen Kurtaran gemisi personeli aşağıdaki arkadaşlarını kurtarmak için büyük gayret gösterdi. Ancak daha çalışmanın ilk adımında denizaltının battı şamandırası koparıldı veDumlupınar‘la irtibat kesildi. Çan kılavuz teli olmayan denizatlıya ulaşmak daha da imkansız bir hal aldı . 



Denizcileri Kurtarma Şansı Vardı!

Eğer Dumlupınar‘ın şamandırası kopmasaydı dalgıçlar telefon kablosuna tutunarak aşağıya inecek ve Kurtaran gemisindeki çan telini denizaltının kurtarma kapağına takabilecekti. Ancak şamandıranın teli kurtarma çalışmalarının ilk adımında koparıldı ve bu sır 50 yıl sonra açığa çıkarıldı.




Dumlupınar’ın denizaltı battı şamandırası günümüz Beşiktaş Deniz Müzesinde sergilenmektedir.